Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Meclis Başkanı
Erdem Ercan şunları dile getirdi: “Önümüzdeki hafta, 31 Mayıs Pazar günü
Odamızın 109. kuruluş yıl dönümünü kutlayacağız.
SATSO’muz değerli üyelerinden aldığı güçle; etki alanı her
geçen gün genişleyen, kurumsal hafızası güçlenen, şehirdeki kurumların önemli
bir paydaşı olarak gördüğü ve Sakarya’mızın her alanına katkı sağlayan en büyük
ve en güçlü sivil toplum kuruluşu olmuştur. Bu birlik tablosunun her yıl daha
da güçlenmesini arzu ediyor, 109. kuruluş yıldönümünü şimdiden kutlayarak,
geçmişten günümüze camiamıza emek veren tüm yöneticilerimize ve üyelerimize
şükranlarımı sunuyorum.” dedi.
Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin
oylanmasına geçildi. 1244 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy
birliği ile kabul edildi. Nisan ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme
Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun
ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.
Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi
hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle
ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün
Altuğ şunları dile getirdi;
Genel Değerlendirme
Küresel ekonominin sancılı bir kabuk değişimi yaşadığı,
ticaret koridorlarının yeniden haritalandırıldığı ve makroekonomik dengelerin
hassas terazide tartıldığı tarihi bir dönemden geçiyoruz.
Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, tırmanan jeopolitik
riskler, küresel tedarik zincirlerindeki yapısal dönüşümler ve merkez
bankasının yürüttüğü finansal politikalar, bugün dünya üzerindeki her bir
işletmenin ana gündem maddesini oluşturmaktadır. Nitekim bundan yalnızca 50 gün
öncesine kadar planlarımızda, hesaplarımızda yer almayan bölgesel çatışmalar ve
savaş gerçeği, küresel ölçekte kartların ne kadar hızlı ve öngörülemez biçimde
karıldığını gösteriyor. Bu dinamik süreci doğru okumak ve pozisyon almak çok
önemli.
Türkiye Ekonomisi
Bölgesel üretim üslerinin yeniden yapılandığı, yakın
coğrafyalardan tedarik güvenliğinin mutlak bir öncelik haline geldiği ve yeşil
mutabakat eksenli yeni bir uluslararası ticaret nizamının kurulduğu bu süreç,
Türkiye için tarihsel öneme sahip bir eşiğe de işaret ediyor.
Küresel pazarların uzak Doğu'ya olan bağımlılığını azaltma
ve tedarik zincirlerini çeşitlendirme arayışında olduğu bu dönemde Türkiye rasyonel alternatif olarak öne çıkıyor.
Sadece 4 saatlik bir uçuş mesafesiyle; 1,3 milyar nüfusa, 32
trilyon dolarlık devasa bir milli gelire ve 10 trilyon dolarlık bir ithalat ve
ihracat hacmine sahip dev pazarlara doğrudan erişim sağlayan eşsiz bir
stratejik konuma sahibiz. Bunun yanı sıra, Avrupa Birliği’nin "Made in
Eu" yaklaşımı ve kritik sektörlerde hayata geçirdiği öz yeterlilik
politikaları, sanayimiz için yepyeni bir entegrasyon kapısı aralamaktadır.
Türkiye; elektrikli araçlar, yeşil çelik,(batarya
teknolojileri, temiz enerji özellikle savunma sanayisinde Avrupa üretim
çarklarının en stratejik, en güvenilir halkası olmaya aday. Bunların hepsi bir
yana ülke olarak en kritik gücümüz lojistik vizyonumuzdur. Bu noktada, Sakarya
büyük bir avantaj barındırıyor. Bu fırsatlar düzleminde Sakarya’nın içinde yer
almadığı bir senaryodan bahsedilemez. Bunu iyi değerlendirmeliyiz. Bu arada
lojistik ihtisas OSB’nin bu süreçte bizim için önemini hatırlatmak isterim.
Makroekonomik Veriler
Makroekonomik verilerimize baktığımızda ise ülke ihracatında
ivmelenme görülürken, diğer taraftan dış ticaret açığının reel sektörümüz
üzerindeki baskısının sürdüğünü görüyoruz.
Sanayi üretimi tarafında ise daha temkinli ve karma bir
görünüm hâkim. TÜİK tarafından açıklanan son verilere göre sanayi üretimi aylık
bazda %0,8, yıllık bazda ise %1,1 oranında geriledi. İmalat sanayindeki bu
yavaşlama finansmana erişimde yaşanan ciddi maliyet artışlarının, sıkı para
politikasının ve iç talepteki dengelenme sürecinin üretim çarkları üzerindeki
baskılarını açıkça teyit etmektedir.
TÜİK tarafından açıklanan nisan enflasyon verilerine göre
ise tüketici fiyat endeksi (tüfe) yıllık bazda yüzde 32,37, aylık bazda ise
yüzde 4,18 artmıştır. 12 aylık ortalamalara göre enflasyonun yüzde 32,43
seviyesinde seyretmesi, enflasyonla mücadelenin sadece sıkı para politikaları
ve likidite adımlarıyla kazanılamayacağının işaretini veriyor.
Bu mücadelenin başarıya ulaşması yerli üretim kapasitemizin
artırılması, dijital dönüşüm ve yapısal reformlarla mümkün. Nitekim 2026 yılı
büyüme hedefimiz yüzde 3,8, ihracat hedefimiz ise 282 milyar dolar olarak
belirlendi. Ancak bu hedeflere ulaşabilmemiz için reel sektörün önündeki
engellerin kaldırılması önem taşımaktadır.
Türkiye’de E- Ticaretin Görünümü Raporu
Diğer taraftan iş dünyası olarak bizlere de sorumluluk
düşüyor. Her zaman dile getirdiğimiz dijital dönüşüme kanalize olma konusunda
da mevcut durumu görmek adına ticaret bakanlığının bu ay yayımladığı Türkiye’de
e- ticaretin görünümü raporundan sizlere kısa veriler aktarmak istiyorum.
Rapora göre, ülkemizdeki elektronik ticaret hacmi yıllık
yüzde 52,2’lik muazzam bir büyüme kaydederek 4,57 trilyon Türk Lirası
seviyesine ulaşmıştır. Küresel pazardaki yerimizi göstermesi bakımından, dolar
bazında 115,4 milyar dolarlık devasa bir pazar büyüklüğünden bahsediyoruz.
Artık e-ticaret, geleneksel ticaretin bir alternatifi değil,
bizzat göbeğidir. Şöyle ki, e-ticaretin gayrisafi yurt içi hasılamız içindeki
payı yüzde 6,9’a yükselmiş, genel ticaret içindeki ağırlığı ise yüzde 19,3
seviyesindedir. Yani bugün ülkemizde dönen her 100 liralık ticaretin yaklaşık
20 lirası dijital koridorlardan akmaktadır.
Ancak aynı rapor, KOBİ’lerimizin ve sanayicilerimizin yüksek
teknolojiye uyum sağlamakta finansal engellere takıldığını da gösteriyor.
İşletmelerimizin yüzde 83,4’ü yapay zekayı sadece ürün açıklaması veya ilan
metni yazmak gibi temel işlerde kullanabilirken, derin otomasyon yatırımlarında
harici finansman yetersizliği yüzde 62,8 ile en büyük barikat olarak karşımıza çıkmaktadır.
İşte bu yüzden her fırsatta verimlilik, yapısal reform ve
üretime özel kesintisiz finansman kanallarına ihtiyacımız olduğunu dile
getiriyoruz. Rapora göre Sakarya ise işletme sayısı bakımından %1,14 ile ilk
10'da yer alıyor. Bu da bizim dijital
dönüşüme ve e-ticaret ekosistemine hızlı adapte olduğumuzu gösteriyor.
Tekstil Sektörü
İhracatta ve sanayide ülke hedeflerimizi konuşurken,
ekonomimizin en köklü alanlarından biri olan tekstil ve hazır giyim sektörünün
yaşadığı krizi görmezden gelmemiz mümkün değildir.
Türk tekstil ve hazır giyim sektörü; hammaddeden nihai ürüne
kadar entegre üretim yapısıyla Avrupa’nın en büyük 3 tedarikçisi arasında yer
almakta, yaklaşık 1 milyon kişiye doğrudan istihdam sağlamaktadır. Ancak yüksek
enflasyon, artan işçilik ve enerji maliyetleri ile kur baskısı sektörün küresel
rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflatmıştır.
2025 yılında 4.500’den fazla firma faaliyetini
sonlandırırken, son üç yılda istihdam kaybı 300 bin kişiyi aşmıştır.
Türkiye’nin hazır giyim ihracatı 16,8 milyar dolara gerilemiş; dünya hazır
giyim ticaretindeki payımız 35 yıl sonra ilk kez yüzde 3’ün, Avrupa pazarındaki
payımız ise 30 yıl sonra yüzde 5’in altına düşmüştür.
2022 yılında yaklaşık 12,9 milyar dolar seviyesinde
gerçekleşen tekstil ihracatı, 2025 itibarıyla 11-11,8 milyar dolar bandına
gerilemiştir. Buna rağmen sektör, 428,7 milyar liralık hacmiyle Türkiye
e-ticaretinin hâlâ açık ara lideridir. Türk tekstilinin rakiplerinden ayrılan
en büyük gücü ise hız ve kalitedir. Bangladeş ve Vietnam’dan Avrupa’ya haftalar
süren teslimatlar yapılırken, Türk üreticisi siparişi günler içinde Avrupa’nın
merkezine ulaştırabilmektedir. Küresel moda sektörünün ani trend değişimlerine
bizim kadar hızlı ve esnek cevap verebilen çok az ülke vardır.
Biz düşük işçilik maliyetlerinde Bangladeş’le yarışamayız.
Ancak tasarım gücümüz, kaliteli üretim altyapımız ve Yeşil Mutabakat’a uyumlu
sürdürülebilir üretim kapasitemizle rekabette yeniden avantaj sağlayabiliriz.
Çünkü Türkiye, Çin ile birlikte dünyada tepeden tırnağa üretim yapabilen ender
ülkelerden biridir.
Ancak bugün sektör ağır bir darboğazdan geçmektedir. Tekstil
sanayicisi, yılların birikimi olan sermayesini artık ayakta kalmak için
harcamaktadır. Firmalar artık markalaşma ve inovasyon yatırımlarını erteleyip
yalnızca ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Bu tablo, sektöre yeni
girişimciyi de uzaklaştırmaktadır.
80 milyar dolarlık ekonomik hacme sahip bu stratejik sektör
kaybedilmemeli. Tekstil sanayimizin; istihdam, SGK yükleri, finansman ve üretim
maliyetleri konusunda güçlü destek ve koruma paketlerine ihtiyacı vardır.
Sakarya Dış Ticaret Verileri
TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’nin toplam
ihracat yükünün yüzde 60'ını İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Sakarya
sırtlamaktadır. Bu 4 öncü il, toplamda 164,4 milyar dolarlık ciddi bir ihracat
hacmine imza atarak ülke ekonomimizin şah damarı olduklarını bir kez daha
kanıtlamışlardır.
Bu veri, Sakarya’nın ülke ekonomisindeki ve sanayi
çarklarındaki yerinin ne kadar ciddi, ne kadar hayati olduğunu bir kez daha
ortaya koymaktadır. Böyle güçlü yönlerimizi korumak ve daha da beslemek
zorundayız.
Sakarya özelinde güncel rakamlara baktığımızda ise 2026 yılı
nisan döneminde, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 23, bir önceki aya göre
yüzde 36’lık artışla 459 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik.
En çok ihracat yapan iller arasında 7. Sıradaki yerimizi
koruduk. Ayrıca nisan ayında 15 yeni noktaya ilk kez ihracat gerçekleştirdik.
Bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla toplam 53 ülkeye olan ihracat hacmimizi
büyüttük. Başta İspanya, Romanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa,
Bulgaristan ve Fas olmak üzere birçok stratejik pazarda ihracatımız hem yüzde
bazında hem de dolar bazında ciddi artış kaydetti.
GES Mahsuplaşması
Biz her zaman tükettiğimizden fazlasını üretelim
diyoruz. Devlet politikaları da buna
evriliyor. Ancak son günlerde enerji
üretimi ile ilgili uygulamalar bu vizyonla tezat düşüyor.
1 Mayıs itibariyle lisanssız elektrik ve GES üretiminde
aylık mahsuplaşmadan saatlik
mahsuplaşmaya geçildi. Önceki uygulamada üretim ve uygulamada üretim olarak
geniş zaman diliminde dengelenirken şimdi ise her saat için ayrı
hesaplanacak. Toplam kotada değişiklik
yapılmayacak.
Bu uygulamayla üreticilerin kendi ihtiyaçları kadar üretim
yapmasına odaklanması isteniyor. Ancak enerji maliyetlerini düşürmek için son
yıllarda GES yatırımına önemli bütçe ayıran,
çatılarını ve bahçelerini GES ile donatan, özellikle gece tüketimi olan
üreticilerimiz bu konuda mağdur olacaklardır.
Bugüne kadar yatırımlarını önceki uygulamaya göre yapan
yatırımcılarımız bu düzenleme ile mağdur olduğu gibi bunun yanında depolama tesislerine
de ihtiyaç duymaya başlayacaklardır.
Bu saatlik mahsuplaşmayla özellikle bayramlarda, resmi
tatillerde, çalışma olmayan günlerde ve gece tüketimi olan tesislerde üretilen
enerji, tüketim olmadığı için üreticilerimize ekstra maliyet getirecektir.
Kısacası ülkemizde enerji maliyetleri her geçen gün artarken
sanayicilerimiz üretimlerini ve tüketimlerini değişen dinamik zorlamalara göre
yeniden ayarlamak zorunda kalacaklardır. Dolayısıyla “çatıların bir kısmı boş
kalsın” anlayışı tekrar gözden geçirilmeli. Konuyla ilgili oda olarak biz de
ilgili kurumlara resmi bir yazı hazırlıyoruz.
Büyükşehir Belediyemizin Bütçeden Aldığı Pay Artmalı
Bu noktada geçtiğimiz yıllardan beri üzerinde çalıştığımız
belli bir seviyeye geldiğimiz ancak istediğimiz düzeye erişememiş çözülmesi
gereken bir sorunumuza da değinmek gerekiyor.
Şehrimizin ürettiği bu devasa ihracat değerine ve yarattığı
ekonomik büyüklüğe oranla, yerel yönetimlerimizin, yani belediyelerimizin genel
bütçeden aldığı pay ne yazık ki son derece yetersiz kalmaktadır. Sakarya'da
üretilen, altyapısını kullanarak katma değere dönüşen bu gücün şehrimize yerel
hizmet bütçesi olarak hak ettiği ölçüde geri dönmemesinin temel sebebi, birçok
büyük firmamızın gümrükleme merkezinin burada olmaması ve vergi ödemelerini
Sakarya ‘dan yapmıyor olmasıdır.
Bu konuda Büyükşehir Belediyemiz, Gümrük Müdürlüğümüz
Defterdarlığımızla çalışmalar da yürüttük, biliyorsunuz. Gümrük saymanlık, mal
müdürlüklerine ödemesi yapılan gümrük vergilerinin Sakarya’nın vergi gelirleri
içerisinde yer alabilmesi için Ticaret Bakanlığının BİLGE programında gümrük
beyannamesinin giriş ekranına ödemenin yapılacağı saymanlık bilgisi kutucuğu
eklendi.
Doldurulması zorunlu olan bu kutucuğa Sakarya’da gümrük
vergilerinin tahsili için yetkilendirilen Arifiye Mal Müdürlüğü’nün saymanlık
kodu girildiğinde hangi gümrük müdürlüğünden beyanname verilirse verilsin
tahsilat Sakarya’nın tahsilatları içinde yer alacak. Buradan tüm
sanayicilerimize, büyük işletmelerimize meclisimiz kürsüsünden tekrar çağrıda bulunuyorum: gümrükleme
işlemlerinizi Sakarya gümrüklerinden yapın, dışarıda yaptıklarınızda da kodlama
işlemini lütfen yapın. Vergi ödemelerimizi Sakarya üzerinden gerçekleştirelim.
Bu adım, yerel yönetimlerimizin bütçeden alacağı payı
geometrik olarak artıracaktır. Şehrimizin gelirlerinin artması Sakarya’nın
altyapısını, lojistiğini, yollarını ve yaşam kalitesini doğrudan büyütecek, bu
da dönüp dolaşıp yine iş dünyamıza ve sanayimize çarpan etkisiyle güç
katacaktır.
Finansmana Erişim Sorunu
Sahada öyle trajik durumlarla karşılaşıyoruz ki; kendi
kontrolü dışında gelişen haksız yere riskli kategorisine alınan, bankacılık
sisteminde adeta cezalandırılan işletmelerimiz var.
Daha da vahimi; bugüne kadar kredi yükümlülüklerini eksiksiz
yerine getirmiş, borcunu sadakatle kapatmış üyelerimizin dahi yeni finansman
talepleri gerekçesiz şekilde reddedilmektedir. Bankalar tarafından
sanayicimize, tüccarımıza "mevcut kredinizi kapatın, yenisini hemen
açacağız" taahhüdü verilmekte; ancak işletmelerimiz kıt kaynaklarıyla
borçlarını kapattıktan sonra taahhüt edilen krediler verilmemektedir.
Bu yaklaşım hiç rasyonel değil. Oysa finansmanın üretime ve
yatırıma tahsis edilmesi bu ülke için doğrudan katma değer üretir. İş
dünyasının ihtiyaç duyduğu can suyunu esirgemek ya da bunu zorlayıcı koşullarla
sınırlamak, nihayetinde Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyeline ve geleceğine
zarar veriyor.
Vergi Borçları
Bir de şu an gündemde olan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
gündeminde yer alan vergi borçlarının daha uzun vadelere taksitlendirilmesini
öngören kanun teklifine de değinmek isterim.
Üretim maliyetlerinin tavan yaptığı, finansmana erişimin
zorlaştığı bu dönemde; yalnızca vergi borçları ile sınırlı kalmayan, tüm kamu
borçlarını ihtiva eden, işletmelerin gerçek ödeme gücünü ve nakit akışını
gözeten bütüncül bir yapılandırma adımını bekliyoruz.
İlk adımın vergi borçlarıyla atılmasını reel sektörümüz
adına olumlu karşılıyoruz. Ancak şu temel iktisadi gerçeği de karar vericilerin
dikkatine sunuyoruz. İşletmeler ancak kârlılıklarını koruyabildikleri, üretim
süreçlerini devam ettirdikleri ve rekabet edebildikleri ölçüde vergi ödeyebilir
diğer kamu yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirebilirler.
Diğer taraftan, yıllardır vergisini, primini, tüm kamu
yükümlülüklerini düzenli ve zamanında, tam bir vatandaşlık bilinciyle ödeyen
dürüst mükelleflerimizin sistem içerisinde göz ardı edilmesi de adalet
duygusunu zedeleyen ciddi bir sorun alanıdır. Bu sadık kesimin açık ve somut
mekanizmalarla ödüllendirilmesi, teşvik edilmesi hem mali disiplinin korunması
hem de vergiye gönüllü uyumun artırılması açısından önemlidir. Bu vergi
konularında çok fazla değişiklik oluyor.” diye konuştu.
Başkan Altuğ konuşmasının devamında Mayıs ayı başından bu
yana vergi konularında güncel değişiklikler hakkında meclis üyelerini
bilgilendirdi. Altuğ; konaklama vergisinde oran değişikliği, yurt dışı mukimi
şirketin sermayesine katılım sebebiyle elde edilen kâr payı kazancı istisna
oranının artırılması, kamu alacağı niteliğindeki borçların teminat tutarı ve
taksit sayısında artışa gidilmesi, ihracat yapan imalatçı ile zirai üretim
gelirleri elde edenlerde vergi oranlarının düşürülmesi, transit ticarette vergi
oranı ve varlık barışı hakkında bilgiler paylaştı.
Gündem Maddelerinin Müzakere edildiği toplantının “Meslek
Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi” maddesinde söz alan;
26. Meslek Komitesi (Mobilya İmalatçıları ve Malzemecileri)
Meclis Üyesi Musa Emre TEVER, “Üretimin ve kalkınmanın temelinde nitelikli
insan gücü vardı onun da yolu mesleki eğitimden geçmektedir. Kısa süre önce il
milli eğitim müdürümüzü ziyaret ettik. Sektörümüzün taleplerini ilettik.
Özellikle meslek liselerine uygulanan adrese dayalı sitemin bazı bölümlerde
oluşturduğu sıkıntıları dile getirdik. Bazı ilçelerde bazı bölümlerin
bulunmaması sebebiyle diğer ilçelere gidilemiyordu. Müdürümüz konuyla çok ilgilendi
ve önümüzdeki eğitim döneminde bu sorunun çözülmesi adına adım atmıştır.
Kendisine sektörümüz adına teşekkür ediyorum.
Ayrıca önümüzdeki ay milli eğitim müdürümüz ile Kaynarca
Mobilya OSB’yi ziyaret ederek MESEM kurulması yönünde girişimlerde bulunacağız.
Eğitim ile üretimi aynı ortamda buluşturabilirsek sanayicimize nitelikli insan
kaynağı gençlerimize de iş imkanı sunabiliriz.
Yakın zamanda da Borsa İstanbul MTAL’i ziyaret ederek
kütüphane yapımına maddi ve manevi destek olduk. Öğrencilerimizin üretim
heyecanına tanık olmaktan büyük mutluluk duyduk. Yılda ortalama 3.000 sıra
üretiyorlar. Okulların donatım ihtiyacını karşılıyor. Gençlerimize fırsat
verildiğinde neleri başarabileceklerinin somut göstergesi. Ancak bu
öğrencilerin sayısını artırmamız gerekiyor. Tanıtım faaliyetleri ve burs
imkanlarının genişletilmesi, ulaşımda kolaylık sağlanması gerekiyor. Odamız
bünyesinde de özel bir destek kalemi oluşturulabileceğini düşünüyoruz. SATSO
olarak bu konuda daha aktif rol almamız gerekiyor. Gençlerimize rol model
olmalıyız.
Yakın zamanda da ikincisini gerçekleştireceğimiz ahşap
oyuncak tasarım yarışmasına hazırlanıyoruz. Meslek liselerinin önemini kavramış
bir komite ve oda olarak onlara gereken önemi vermeye ve destek olmaya devam
edeceğiz.
Önümüzdeki ekim ayında gerçekleşecek seçimin adil, şeffaf
şekilde gerçekleşmesini ve kazananın dostluk olmasını diliyorum.” dedi.
23. Meslek Komitesi (Konstrüksiyon ve Metal İşleme) Meclis
Üyesi Çetin SERTER, “İşverenler işçilerinin icra dosyalarıyla ilgili sorunlar yaşıyor.
Ödemezsek icra daireleriyle sıkıntı yaşıyoruz, ödesek de işçilerimiz sorun
yaşıyor. Başkaları arasında yaşanmış bir alışverişin sorumlusu neden işveren
oluyor. Bununla ilgili çokça üyemizden talep var. Bu işin evrak işleri de çok
oluyor.” dedi.
9. Meslek Komitesi (Dayanıklı Tüketim Malları Ticareti)
Meclis Üyesi, Yakup YILMAZ “Bugün birçok kişi, vergi mükellefiyetinin ne anlama
geldiğini dahi bilmeden ticarete başlıyor. Ticari hayata girişin bu kadar kolay
olması, beraberinde ciddi bir bilinç eksikliği ve risk oluşturuyor.
Şirket ile şahsi varlığın ayrımının bilinmemesi, vergi
doğuran işlemlerin farkında olunmaması ve yükümlülüklerin ihmal edilmesi kayıt
dışılığı ve haksız rekabeti artırıyor. Kurallara uygun çalışan işletmeler
dezavantajlı hale geliyor.
Bu noktada ticari faaliyete başlamadan önce zorunlu bir
“Vergi ve Ticari Sorumluluk Eğitimi” getirilmesi gerekiyor. Büyük iş dünyası ve
mesleki kuruluşların sorumluluğuyla yürütülecek bu eğitim tamamlanmadan vergi
mükellefiyeti ve faaliyet izni verilmemelidir.
Eğitim almadan yapılan ticaret vergi kaybına, kayıt
dışılığa, haksız rekabete ve işletmelerin kısa sürede yok olmasına zemin
hazırlamaktadır. Devletin yalnızca denetleyen değil, aynı zamanda yön gösteren
bir yapıyı da güçlendirmesi gerekmektedir. Sonuç olarak ticari hayata giriş bir
hak olduğu kadar ciddi bir sorumluluktur. Eğitim ve bilinç olmadan mükellefiyet
olmamalıdır.
29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis
Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “Hem çocuk ve hem de gençlik bayramımız var. Bu
bayramlar jest olarak değil gelecek sizindir demek için bizlere bırakıldı. Çok
şanslıyız ve değerini bilelim
Gündüz kuşağı programları ve diziler maalesef toplumsal
huzuru bozuyor. İzleyenler kolayca etkisinde kalıyor. Dizilerde hep şiddet var ve
bu da özentiliğe sebep olarak akran zorbalığına evriliyor. Buna yönelik
topyekûn bir düzenleme gerekiyor. Ayrıca resmi tatiller de çok fazla.
Üretimdeki gün kaybını geçtik öğrencilerimizin okuldan bu kadar uzak
kalmasından rahatsızız.” dedi.
4. Meslek Komitesi (Tarım ve Hayvancılık Meslek Grubu)
Meclis Üyesi Ahmet BAYRAK, “2016 yılında ülkemizde üretici 10 litre süt üretip
1 kilo karkas eti alabiliyordu. Bugün ise 1 kilo et almak için 28 kilo süt
üretmek zorunda. Dişi hayvanlara verilmeyen ehemmiyetin et fiyatlarını
getirdiği nokta budur. Üretimin ana kaynağı olan materyalleri baskılayarak bir
şeyi çözemeyiz. Bu hep 10’a 1 olarak gitseydi en makulü olacaktı. Ancak tarım
bakanlığı bunu regüle edemedi. Üretici de süt üreten hayvanların kesime
yollanarak sektörden çıkmak oldu.
Ulusal Süt Konseyi ay başında toplandı ve yüzde 9’luk bir
artış yapıldı. Ancak bu baskılamak çözüm değildir. Üreticiler kendi
geleceklerini karar verebilmelidir.
Enerji bakanımız odamızı ziyaret ettiğinde mahsuplaşmanın
yıllık olmasını önermiştik ancak saatlik düşündüklerini belirtmişti ki dediğini
yaptı. Tüm çiftliklerimiz GES projelerini söküp atma noktasına geldi.
Bu yoğun bakımda olan tarım ve hayvancılık sektörüne tek
nefes sübvanse krediydi şimdi ise SGK ve vergi borcu olanlara bu da verilmiyor.
Sektöre ne haliniz varsa görün deniyor.
Doku kültürü laboratuvarımızda da odamız adına görevliyim. 4
çeşit yeni fındık numunesi ürettik. Önümüzdeki yıla çiftçilerimize yardımcı
olabilecek fındık girişleri yapıldı. Hayırlı olsun.” dedi.
10. Meslek Komitesi (Elektrik - Elektronik ve Elektromekanik
Grubu) Meclis Üyesi Kenan DAĞ, “Enerji Bakanımız Odamıza geldiği zaman ne dediyse
bugün yaptı. Mahsuplaşma çok kötü bir uygulama. Ciddi maliyetleri olan GES
yatırımlarıyla sanayici 1 ay üretecek ve de 1 ay tükettiklerini ondan çıkarıp
aradaki enerji fazlalığının ödemesini alacaktı. Saatlik mahsuplaşma ise günü
24’e bölüyor her saatin fiyatı da farklı.
Bu sistemin istediği şey tesise depolama kurdurmaktır.
İhtiyaç depolama sistemleridir. Enerjiye ihtiyaç duyduğumuz zaman üretmiyor,
duymadığımız zaman ise çok üretiyoruz. Üretilen enerjilerde zarar eden firmalar
bir de üzerinden taşıma ücreti ödüyorlar.
81 ilde 21 dağıtım şirketi var ve dağıtımdan kazançlarını
sağlıyorlar. Sanayici üretmezse şirketlerin karlılığı da elbette artıyor.
Ayrıca 21 şirket de ülke için çok az bunun 2 katına çıkması gerekiyor ki
şehirlerde hizmet kalitesi artsın.” diye konuştu.
34. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Mensubu
Meclis Başkan Yardımcısı Murat EKŞİ, “Meslek liselerine eskiden çok daha fazla
önem ve destek veriliyordu. Özellikle tercih ediyordu. Bu konuya odamız
öncülüğünde kurumların daha fazla durması gerektiğine inanıyoruz.
İlimizde sektör olarak SEDAŞ’tan sonra şimdi de Aksa
doğalgaz ile de uğraşıyoruz. Bitmiş projelerimizde 4 aydır doğalgaz tesisatı
bekliyoruz ki parasını ödediğimiz hizmeti alamıyoruz. Projeleri teslim
edemiyoruz, biten projelerin peyzajını tamamlayamıyoruz. Şirket maalesef çok
rahat çünkü çok büyük. Burada üretime ket, barınma ihtiyacına da darbe
vuruluyor. Akgün Başkanımız da komitelerimizi alarak gitti ancak şirket ondan
sonraki süreçte daha da rahat davranmaya başladı. Bu firmalar bu ihaleleri
alırken yapmaları gereken işleri, yatırımları, gerekli hazırlıkları, ekip
düzenlenmesini halletmeden bu firmayı devralmış. Biz halen daha hazırlanmasını
bekliyoruz. Bu devralmadan önce halledilmesi gereken bir durumdu.” dedi.
Gündem Maddelerinin Müzakere edildiği toplantının “Dilek ve
Temenniler” maddesinde söz alan;
17. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve
Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Ülkemizde haklı olmak
yetmiyor artık güçlü olmak da gerekiyor. Mahsuplaşmayı hükümet ticari bir meta
olarak görüyor ve maksimum fayda elde etmek istiyor. Maç esnasında kurallar
değişti, maalesef her şey daha da zorlaşıyor, zorlaşacak. Ülkemizde iş yapmak
büyük bir mücadele işi oldu.
Herkes geminin su aldığını biliyor, sorunun farkında ancak
çözüm için ortak bir irade oluşmuyor. Ekonomik krizler, liyakatsizlik,
kutuplaşma sorunları görülüyor ancak bu sorunları çözmek için yeterli cesaret,
şeffaflık ve ortak akıl konulamıyor. Kısa vadeli düşünceler için gerçek çözümler
hep erteleniyor. Bu nedenle her alanda eleştirel düşünmenin önemini, liyakat
sisteminin değerini ortaya koyacak yapısal düşünce dönüşümlerine ihtiyacımız
var.
Sorunları inkâr etmek yerine kabul edip ortak akılla çözüm
üretmek gerekiyor. Akıl teriyle alın terini muhakkak birleştirmeliyiz. Harcımız
sağlam, sadece karıştırmak gerekiyor.” dedi.