Kreş seçimi yalnızca “hangi okul daha iyi?” sorusundan
ibaret değil
Okul öncesi eğitim döneminin yaklaşmasıyla birlikte
ailelerin yoğun bir kreş ve anaokulu arayışına girdiğini dile getiren Dr. Öğr.
Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “Okul öncesi eğitim dönemi yaklaşırken binlerce aile,
çocukları için doğru kreş ve anaokulu bulma arayışına girdi. Bu karar da
çocuğun ilerideki okul deneyimi ve duygusal gelişimini doğrudan etkilediği için
daha da önemli hale gelmektedir. Fakat bu süreçte veliler sıklıkla fiziksel
imkanlara ve gösterişli donanıma odaklanmakta, oysa asıl belirleyici faktör
çocuğun okula uyumunu etkileyecek gelişimsel ve psikolojik faktörler
olmaktadır.” dedi.
Ailelerin karar verirken kurumun fiziksel özelliklerinin
ötesine bakması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu,
“Aileler bir kurumu ziyaret ettiğinde genellikle bahçenin büyüklüğüne,
sınıfların dekorasyonuna bakıyor. Elbette bunlar önemli, ama asıl sorulması
gereken sorular çok daha temel: Öğretmen kadrosu ne kadar sık değişiyor?
Sınıfta bir çocuğa gerçekten ne kadar zaman ayrılabiliyor? Sınıf mevcudu ne
düzeyde oluyor? Çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracak bir oryantasyon programı
uygulanıyor mu? Çocuk burada kendini güvende hissedecek mi?” diye konuştu.
Okul eve yakın olmalı
Dr. Kadıoğlu, ailelerin öncelikle bakması gerekenleri şöyle
sıraladı:
“Okul saatleri ve okul-ev arası mesafe; Çocuğun günlük
ritmini bozmayacak, aşırı erken kalkış veya uzun yol gerektirmeyen bir düzen
tercih edilmeli.
Sınıf mevcudu; Küçük sınıflar, öğretmenin her çocuğu
yakından tanımasını ve olası gelişimsel sorunları erken fark etmesini sağlar.
Eğitim kadrosunun değişim oranı; Küçük çocuklar güven bağı
kurdukları yetişkinin sürekliliğine ihtiyaç duyar; sık öğretmen değişimi kaygı
ve uyum sorunlarını artırabilir. Özellikle 0-3 yaş arasında bakım ve eğitim
verenin değişmemesi önemli hale geliyor. 4-5 yaş itibariyle çocuklar için bu
değişiklik daha tolere edilebilir hale gelebilir. Sanatsal ve sportif
faaliyetler, Spor, resim, müzik, tiyatro, seramik gibi etkinlikler; motor
beceri, duygu ifadesi ve sosyal beceri gelişiminin ayrılmaz bir parçasıdır.
Güvenlik önlemleri; Güvenliğin bulunması, giriş-çıkış
kontrolü, kamera sistemi ve ilk yardım eğitimli personel bulunup bulunmadığı
incelenmeli.
Psikolojik danışmanlık hizmeti; Okulda tam zamanlı bir
rehberlik biriminin bulunması, yalnızca sorun çıktığında değil, hem oryantasyon
sürecinde hem de erken tanılama ve aile rehberliği açısından da önemli.
Çocuğun günlük ritmi bozulmamalı
Beslenme ve uyku düzeni; Bu yaş grubunda fiziksel ihtiyaçlar
duygusal düzenlemeyle doğrudan bağlantılıdır; aç ya da uykusuz bir çocuk
davranışsal olarak da zorlanacağından rutinlerin belirli olması önemli.
Eğitim modeli; Tek bir eğitim yaklaşımına bağlı kalmak
yerine (Montessori, Orman Okulu gibi.) farklı modellerin güçlü yönlerini
çocuğun ihtiyacına göre bütüncül bir şekilde harmanlayan okullar tercih
edilmeli.”
Her yaşta aynı kreş kriteri geçerli değil!
Kreş ve anaokulu seçiminde en sık yapılan hatalardan birinin
bütün yaş gruplarını aynı kriterlerle değerlendirmek olduğunu belirten Dr.
Kadıoğlu, “Velilerin gözden kaçırdığı bir nokta da şu; Kreş ve anaokulu
seçiminde tek bir kriter listesi her yaş için geçerli değil. 0-2 yaş aralığında
en kritik unsur bakımın sıcaklığı ve sürekliliğidir. 2-4 yaş arasında çocuk
evden ilk kez ayrılıyor; bu nedenle kademeli bir uyum sürecinin olup olmadığı
sorulmalı. 4-6 yaşta ise artık kurallara uyum, sıraya girme ve kendi ihtiyacını
ifade etme gibi sosyal beceriler ön plana çıkıyor.” diye konuştu.
Sınıf mevcutlarında yasal sınır ne?
Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi
kurumlarında sınıf mevcudu üst sınırının 20 öğrenci olarak belirlendiğini
kaydeden Dr. Kadıoğlu, “Ancak bu bir üst sınır, ideal bir hedef değil.
Uluslararası uzman kuruluşların önerileri, yaş küçüldükçe grup büyüklüğünün de
küçülmesi gerektiğini gösteriyor. Buna göre bebeklik döneminde 6-8 çocuğa
karşılık birden fazla yetişkin bulunması önerilirken, 4-5 yaşta bu sayı 16-20
çocuğa kadar esneyebiliyor. Aileler bir kurumu değerlendirirken sadece kağıt
üzerindeki yasal sınırı değil, o sınıfta fiilen kaç yetişkinin görev yaptığını
sormalı. Küçük yaşta çocuk ne kadar bireysel ilgiye ihtiyaç duyuyorsa, grup o
kadar küçük olmalı ve sınıf öğretmeninin yanında mutlaka bir yardımcı öğretmen
bulunmalı.” şeklinde konuştu.
Okul yönetimine sorulması gereken sorular ne?
Dr. Kadıoğlu, veli görüşmelerinde sorulması önerilen somut
soruları da “Öğretmen değişim oranınız nedir, son iki yılda kadroda kaç
değişiklik oldu? Yeni başlayan çocuklar için kademeli bir uyum
(adaptasyon-oryantasyon) programınız var mı, ne kadar sürüyor? Bir çocuk
ağladığında veya öfke nöbeti geçirdiğinde nasıl bir yaklaşım izleniyor? Okulda
tam zamanlı rehberlik birimi var mı, ailelerle ne sıklıkla görüşme yapılıyor?
Giriş-çıkış kontrolü ve kamera sistemi nasıl işliyor, personelde ilk yardım
eğitimi var mı, dolaplar sabitlenmiş mi? Uyku ve beslenme saatleri sabit mi,
alerji veya özel durumlar nasıl takip ediliyor? Ailelerle günlük veya haftalık
bilgi paylaşımı nasıl yapılıyor?” şeklinde dile getirdi.
Gösterişten çok küçük detaylara bakılmalı
Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, sözlerini “Aslında en
gösterişli imkanlardan çok, çocuğun kendini güvende ve görülür hissettiği bir
ortam arayın. Bunun ipuçları da genelde küçük detaylarda gizlidir.” şeklinde
tamamladı.