Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdem ERCAN Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün ALTUĞ, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk HACIEYÜPOĞLU Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Meclis Başkanı
Erdem ERCAN şunları dile getirdi: “Geçtiğimiz günlerde Adapazarı’nın düşman
işgalinden kurtuluşunun 105. yılını kutladık. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, tüm
şehitlerimizi ve gazilerimizi Meclisimiz adına bir kez daha minnetle anıyorum.
Meclis Toplantımız öncesinde, Odamız 26. Meslek Komitesi ve
Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde “Ahşaptan Hayata, Ahşaptan
Oyuncak ve Dönüşüm, Tasarım Yarışmasını” gerçekleştirdik. İkincisi
düzenlediğimiz bu değerli yarışmadan dolayı Odamız 26. Meslek Komitesi Üyeleri
başta olmak üzere, Milli Eğitim Müdürümüzü, kıymetli öğrencilerimizi ve değerli
öğretmenlerini Meclisimiz adına tebrik ediyorum.” dedi.
Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin
oylanmasına geçildi. 1245 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy
birliği ile kabul edildi. Mayıs ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme
Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun
ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.
Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi
hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle
ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün
ALTUĞ şunları dile getirdi;
Küresel ve Türkiye Ekonomisi Değerlendirmesi
Küresel ekonominin daralma ile enflasyonla mücadele arasında
denge aradığı, ticaret rotalarında gerilimlerin arttığı hassas dönem devam
ediyor. Bugün Amerika ve özellikle en büyük pazarımız olan Avrupa
ekonomilerindeki kademeli yavaşlama, bizim gibi ihracatçı şehirlerin üretimine
doğrudan yansıyor.
Dolayısıyla Avrupa yavaşladığında, Sakarya'nın üretim
çarkları da bu baskıyı derinden hissediyor. Üstelik tek sorun pazarın
yavaşlaması da değil, siyasi gerilimler de ticaretin haritasını değiştiriyor.
Bakın, Hürmüz Boğazı, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz gibi dünyanın en kritik gemi
geçiş noktalarında yaşanan bölgesel çatışmalar yüzünden lojistik hatların
güvenlik problemi devam ediyor. Bugün birçok gemi rotasını uzatarak Afrika’yı
en güneyinden dolaşmak zorunda kalıyor. Bu navlun fiyatlarının katlanması,
konteynır bulmanın zorlaşması ve termin sürelerinin uzaması anlamına geliyor.
En ufak bir hammadde tedarikinde bile gecikmeler yaşanıyor. Diğer taraftan
sürekli tırmanan gerilimler, küresel ticarette yeni korumacılık duvarları
örüyor. Batı pazarları artık "sadece ucuz olanla" değil,
"güvenli ve coğrafi olarak yakın olanla" çalışmak istiyor.
Uluslararası şirketler tek bir coğrafyaya, özellikle Uzak Doğu’ya bağımlı
kalmanın risklerini gördüler ve artık alternatif üretim üsleri arıyorlar. Biz
bu değişimi doğru okumak ve değişen ticaret koridorlarında Türkiye’yi ve
Sakarya’yı en doğru pozisyona yerleştirmek zorundayız.
Büyüme Rakamları
Küresel ölçekte yaşanan bu eksen değişimleri sürerken,
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2026 yılı birinci çeyrek büyüme
verileri de ekonomimizin bir geçiş ve dengeleme döneminde olduğunu teyit
ediyor.
GSYH yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyürken, mevsim ve
takvim etkilerinden arındırılmış GSYH’nin bir önceki çeyreğe göre sadece yüzde
0,1 artması, ekonomide kontrollü bir yavaşlamaya işaret ediyor. Küresel
belirsizliklere rağmen ticari esnekliğimiz ve üretim motivasyonumuz ekonomimizi
diri tutmaya gayret ediyor. Ancak madalyonun diğer yüzündeki sinyalleri de
rasyonel bir gözle okumalıyız. Burada en çok dikkat etmemiz gereken yer,
maalesef bu yıla da daralmayla başlayan sanayi sektörümüzdür. Yüksek işletme
sermayesi ve finansman maliyetleri üretimi baskılarken, sanayinin milli gelir
içindeki payı yüzde 17,7’ye kadar geriledi. Bu oranı yeniden yüzde 25
seviyelerine çıkarmadan ihracatta kalıcı bir sıçrama yapamayız. Net ihracatın
büyümeye üst üste 5 çeyrektir negatif katkı vermesi ve yatırım malı ithalatının
gerilemesi, bize her zaman dile getirdiğimiz net bir gerçeği gösteriyor: Türkiye
tüketerek büyüyemez… uzun vadede yatırımı, sanayiyi ve üretimi muhafaza etmek
zorundayız.
Tarım Sektörü
Sanayideki bu durağanlığa karşılık, bilgi ve iletişim
faaliyetleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 artış ile yılın ilk
çeyreğinde en yüksek büyümeyi kaydetti. Teknolojik dönüşümün yanı sıra tarımda
da umut verici gelişmeler var. 2025 yılı boyunca bir önceki yıla göre daralma
gösteren tarım sektörü, 2026’nın ilk çeyreğinde reel bir toparlanma ivmesi
yakalayarak yeniden büyüme bölgesine geçti. Sakarya olarak bu toparlanmada
rolümüz çok büyük. Şehrimiz, TR42 bölgesindeki tarım alanlarının yüzde 37’sine
tek başına sahiptir ve bu oran bölge toplamının yaklaşık üçte birini
oluşturmaktadır. Verimli topraklarımız sayesinde tarımsal üretimde Türkiye
ortalamasının üzerinde bir potansiyele sahip olmak, bizim en büyük gücümüz.
Tarımdaki bu üretim gücünü yeni projelerle besleyip tarımsal üretimimizi
artırmak durumundayız. Güney bölgesinde düşündüğümüz “Jeotermal Enerji Kaynaklı
Organize Tarım Bölgesi Ve Organize Besi Bölgesi projelerimiz bekliyor.
Siyasetin ve kamunun onay vermesi ile bu projelerimizi hayata geçirebiliriz.
İstihdam Rakamları
Bununla birlikte üretim yapısındaki bu makro değişimler,
doğal olarak istihdam piyasasını da etkiliyor. Türkiye genelinde işsizlik yüzde
8,2 olarak açıklanırken, Sakarya olarak bu süreçte pozitif ayrışıyoruz.
Şehrimizde son 4 yıldır işsizlik rakamları Türkiye ortalamasının altında
seyretmektedir. Bu da Sakarya iş dünyasının elini taşın altına koymaktan
çekinmediğinin en net göstergesidir. İstihdam tarafındaki en çarpıcı gelişme
TR42 bölgemizde kadın iş gücünün üretime katılımıdır. Türkiye genelinde sanayi
sektöründe istihdam edilen kadın sayısı son 4 yılda yüzde 12,6 artarken, bizim
bölgemizde bu oran yüzde 33 olarak gerçekleşti. Hizmet sektöründe de ülkedeki
yüzde 32,2'lik artışa karşılık, bölgemiz yüzde 43,9'luk bir artış görüyoruz.
TR42 bölgesi, iş gücü arzında kadının katılımıyla üretim kapasitesini çok güçlü
bir şekilde beslemektedir.
Mali Gelişmeler
Makroekonomik dengeleri, sahadaki üretim şartlarını ve
finansman sıkıntılarını konuşurken, reel sektörümüzün elini biraz olsun
rahatlatacak iki yeni yasal düzenlemeye de değinmek istiyorum. Bunlardan ilki,
kamu alacaklarının tecil ve taksitlendirme hükümlerindeki yeni düzenlemedir. 5
Haziran itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan tüm vergi ve kamu
borçları, yıllık yüzde 29 oranında bir faizle taksitlendirilebilecek. En
önemlisi de daha önce 1 milyon lira olan teminat gösterme sınırı, 10 milyon
liraya çıkarıldı. Yani borcu 10 milyon lirayı geçmeyen üyelerimizin artık
teminat gösterme zorunluluğu bulunmuyor. Nitelikli bir nefes alma alanı sunan
bu imkandan yararlanmak isteyenlerin 31 ağustos 2026 tarihine kadar ilgili
vergi dairelerine başvurması gerekiyor.
İkinci önemli gelişme ise yeni varlık barışı düzenlemesidir.
Gerek yurt dışındaki kaynaklarını ülkemize getirmek isteyenler gerekse yurt
içinde olup kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklarını sisteme dahil
etmek isteyenler için yeni bir uygulama devreye girdi. Yurt dışı varlıklarını
31 temmuz 2027’ye kadar bildirip Türkiye’ye transfer edenler yüzde 5 vergiyle
bu yükümlülüklerini yerine getirmiş sayılacaklar. Eğer bu tutarlar devlet iç
borçlanma senetlerinde veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutuluyorsa,
taahhüt süresine göre vergi oranı yüzde 0’a kadar düşüyor.
Enflasyon
Mali alanlardaki bu fırsatları konuşurken, üretimin ve
ticaretin önündeki en büyük bariyer olan enflasyon ve ihracat rakamlarımıza
baktığımızda ise açıklanan Mayıs ayı verilerine göre, tüfe aylık bazda yüzde
1,71 artış gösterirken, yıllık enflasyon yüzde 32,61’e yükseldi. Üretici fiyat
endeksi (ÜFE) ise aylık yüzde 2,75 artarken, yıllık bazda yüzde 28,93 olarak
kayıtlara geçti. Aylık bazda enflasyonda bir düşüş trendi görülse de rakamlar
halen çok yüksek seyrediyor. İş dünyası için asıl alarm verici nokta, üretici
maliyetlerindeki (ÜFE) yukarı yönlü artış trendinin sürmesi. Maliyet artışları
sürerken, maliyetlerin altında tutulan ve baskılanan kur artışı nedeniyle iş
dünyamızın küresel pazarlardaki rekabet kaybı ne yazık ki devam ediyor. Nitekim
mayıs ayı ülke ihracatımızın 22 milyar 504 milyon dolara gerilediğini de hep
birlikte gördük.
Sakarya Dış Ticaret Verileri
Sakarya’nın ihracat rakamları da bu yönde ivmeleniyor. TİM
tarafından açıklanan verilere göre ilimiz mayıs ayında, bir önceki yılın aynı
ayına kıyasla yüzde 17,5, bir önceki nisan ayına göre ise yüzde 8,2’lik düşüşle
421 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İlimizde 2026 yılının mayıs ayında
kişi başı ihracat 375 dolar olarak gerçekleşmiştir ve Sakarya kişi başı
ihracatta tüm iller arasında 5. Sırada konumlanıyor. Ayrıca TÜİK’in açıkladığı
2026 nisan ayı ithalat rakamlarına baktığımızda ilimizin nisan ayında
ihracatının ithalatını karşılama oranı %140 olarak gerçekleşti.
Mevcut ekonomik durumda ne mucizevi çözümler var ne de
içinden çıkılmaz bir kriz. Merkez bankası rezervlerindeki toparlanma ve
finansal alandaki kazanımları elbette yok sayamayız. Ancak gelinen aşamada, üretim ve ihracatı
yeniden önceleyecek bir revizyona ihtiyacımız var. Süreç sadece faiz kararlarıyla yönetilemez.
Çarkların durmaması ve sanayideki daralmanın aşılması adına, üreticinin
hammadde ve işletme sermayesine ulaşabilmesi için seçici kredi mekanizmaları
çok daha aktif bir şekilde işletilmelidir.
Bu doğrultuda, reeskont kredi faizlerinde net bir düşüş ve limitlerde
reel bir artış beklentisi içindeyiz.
TOBB Nefes Kredisi
Tam da finansmana erişimde en çok zorlanan KOBİ’lerimiz için
yeni devreye alınan TOBB Nefes Kredisi’nin, sahada çok önemli bir can suyu
olduğuna inanıyoruz. Nefes kredisi, toplam 100 milyar TL hacim ile tekrar
açıldı. Limitler çok kısa sürede bitti. Üyelerimizin yeni limit beklentisinde
olduğunu TOBB başkanımıza ilettik. Diğer taraftan, derin otomasyon veya
verimlilik artışı sağlayacak teknoloji yatırımlarına, uzun vadeli teknoloji
kredileri mutlaka tanımlanmalıdır. Yatırım taahhütlü krediler ve büyük teşvik
paketleri sadece büyük ölçekli firmalara değil, üretimin asıl omurgası olan
orta ölçekli işletmelerimize de süratle yayılmalıdır.
"Greenshift" Projesi
Ticaretin yönünü artık yeşil standartların belirlediği bu
dönemde, KOBİ’lerimizi bu sürece kanalize etmek amacıyla hayata geçirdiğimiz,
Gaziantep sanayi odası ve Belçika Antwerp-Waasland Ticaret ve Sanayi Odası
ortaklığıyla yürüttüğümüz Avrupa birliği destekli "Greenshift"
projemizin gelişimi ile ilgili de sizlerle bilgi paylaşmak istiyorum.
Bildiğiniz gibi projemiz 15 Ocak itibarıyla başladı. Bütçesi
145 bin avro. Avrupa birliğinden 122 bin avro hibe aldık bu konuda. Projenin
amacı; Sakarya sanayisini yeşil mutabakat, karbon ayak izi ölçümü ve
sürdürülebilir üretim sürecine hazırlamak. Proje kapsamında odamız bünyesindeki
2 nolu toplantı salonunu bilgisayarlı bir yeşil dönüşüm laboratuvarı ve
Kapasite Geliştirme Merkezi’ne dönüştürüyoruz. Ayrıca kuracağımız e-öğrenme
platformu sayesinde enerji verimliliği ve ab mevzuatlarına uyum gibi dijital
eğitimleri üyelerimizin erişimine açarak, salon sınırlarını aşan sürekli bir
eğitim ağı oluşturacağız. Önümüzdeki süreçte yüz yüze eğitimler, birebir
mentorluk, karbon ayak izi ölçümleri ve uluslararası firma eşleştirmelerini
başlatıyoruz. Sanayimizin bu alandaki uzman personel ihtiyacını karşılamak için
üniversiteli gençlerimize yönelik de kapasite geliştirme programları
yürüteceğiz.” diye konuştu.
Çark Caddesi Buluşma Programı
CADDER başkanımız, meclis üyelerimiz ve ticaret ar-ge
komisyonumuzla birlikte Çark Caddemizde ziyaretlerde bulunduk.
Sahada gerçekleştirdiğimiz temaslar sırasında üyelerimizden
şehir merkezindeki ulaşım ve otopark ihtiyacına ilişkin bazı talepler ve
sorunlar tarafımıza iletildi. Sahadan bizlere ulaşan bu taleplerin önemli bir
bölümünün ilgili kurumlarımıza da iletilmiş olduğunu ve gerekli değerlendirmelerin
yapıldığını da biliyorum.
Gerek büyükşehir belediyemizin gerekse ilgili ilçe
belediyelerimizin şehrimizin ulaşımını, yaşam kalitesini ve ticari
hareketliliğini artırmak adına yoğun bir gayret içerisinde çalıştıklarını da
biliyoruz. Bizler de üyelerimizden gelen
görüşleri, çözüm süreçlerine katkı sunması amacıyla başkanlarımızla
paylaşıyoruz. Umarım çözüm sürecine katkıda bulunuruz. İnanıyorum ki uygun
görülen düzenlemeleri hayata geçirecektir.
PSB Anatolia Fuarı
Bu yıl 9’uncusunu gerçekleştireceğimiz PSB Anatolia Süs
Bitkisi ve Bahçe Ekipmanları Fuarımızın koordinasyon toplantısını Büyükşehir
Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Alemdar’ın ev sahipliğinde AKOM’da
gerçekleştirdik. Eylül’de düzenlenecek
fuar için ihtiyaçları ve çalışma planını belirledik.
SATSO olarak, bu vizyoner projenin ilk tohumlarının atıldığı
günden bugüne kadar her aşamasına çok büyük bir emek verdik katkı sunduk. Biz
bu projelerin başarısını ve üyelerimize olan katkısını ölçerken, kat edilen
mesafenin büyüklüğüne bakıyoruz.
Dün bölgesel bir festival olarak başlayan bu yolculuğun,
bugün uluslararası nitelikte devasa bir fuara dönüşmüş olması, ortaya konan
vizyonun ve emeğin en somut cevabı ve ölçeklendirmede ispatıdır. Bunu biz şehir olarak tüm kurumlarımızla
birlikte yaptık. Şu anda mevzu PSB
Anatolia olduğu için bunu açıklıyorum. Başka bir projede yine bu
ölçeklendirmeyi yaparız.