Ağustos sıcakları yalnızca bunaltıcı etki yaratmıyor, damar
sağlığını da tehdit ediyor. Sıvı kaybı, uzun süre hareketsiz kalmak ve sıcak
havanın dolaşım sistemi üzerindeki olumsuz etkileri, özellikle risk grubundaki
kişilerde pıhtı oluşma ihtimalini artırıyor. Tedavi edilmediğinde akciğer
embolisi, inme ve kalp krizine kadar uzanabilen ciddi sonuçlara yol açabilen
pıhtılaşma, erken fark edildiğinde ve doğru önlemler alındığında büyük ölçüde
önlenebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden
Op. Dr. Hidayet Demir, yaz aylarında pıhtı riskine karşı dikkat edilmesi
gereken önemli noktaları anlattı.
1. Pıhtıyı basit bir dolaşım sorunu olarak değerlendirmeyin
Pıhtı, kanın damar içerisinde normalin dışında pıhtılaşarak
damarı kısmen ya da tamamen tıkaması durumudur. En sık bacak toplardamarlarında
görülür ve “derin ven trombozu” olarak adlandırılır. En büyük tehlike ise
oluşan pıhtının yerinden koparak akciğere ulaşması ve yaşamı tehdit eden
pulmoner emboliye neden olmasıdır. Pıhtılar ayrıca beyin damarlarında inmeye,
kalp damarlarında ise kalp krizine yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve
tedavi büyük önem taşır.
2.Yaz sıcakları pıhtı oluşumu için uygun zemin hazırlıyor
Yaz aylarında aşırı terlemeyle birlikte vücut önemli
miktarda sıvı kaybeder. Bu kayıp yeterince yerine konulmadığında kan yoğunlaşır
ve pıhtılaşma eğilimi artabilir. Sıcak hava aynı zamanda damarların
genişlemesine neden olur. Özellikle bacak toplardamarlarında kanın göllenmesi
ve dolaşımın yavaşlaması, pıhtı oluşumu için uygun bir ortam hazırlar. Uzun
süre hareketsiz kalındığında ise baldır kaslarının kanı kalbe taşıyan doğal
pompa etkisi ortadan kalkar ve risk daha da yükselir.
3. Uzun yolculuklarda hareket etmeyi ihmal etmeyin
Dört saatin üzerindeki uçak, otobüs veya otomobil
yolculukları pıhtı riskini artırabilir. Özellikle uçak kabinindeki düşük nem
oranı sıvı kaybını artırırken, saatlerce aynı pozisyonda oturmak bacak
damarlarındaki kan akımını yavaşlatır. Yolculuk sırasında her 1-2 saatte bir
ayağa kalkıp kısa yürüyüşler yapmak, ayak bileği egzersizleri uygulamak, bol su
içmek ve rahat kıyafetler tercih etmek riski önemli ölçüde azaltır.
4. Bazı kişilerde pıhtı riski çok daha yüksek
Daha önce pıhtı geçirenler, 60 yaş üzerindeki bireyler,
kanser hastaları, büyük ameliyat geçirenler, uzun süre yatağa bağımlı kalanlar,
hamileler ve lohusalık dönemindeki kadınlar, obez bireyler, sigara kullananlar,
diyabet ve kalp yetmezliği bulunan hastalar ile genetik pıhtılaşma bozukluğu
olan kişiler yüksek risk grubunda yer alır. Yaz aylarında bu kişilerin sıvı
tüketimine daha fazla dikkat etmeleri ve uzun süre hareketsiz kalmamaları
gerekir.
5. Günlük yaşam alışkanlıkları pıhtıyı önlemede kritik rol
oynuyor
Pıhtıyı önlemenin en etkili yolu sağlıklı yaşam
alışkanlıklarını sürdürmektir. Susamayı beklemeden düzenli su içmek, her gün
yürüyüş yapmak, masa başında çalışanların her saat başı ayağa kalkması ve uzun
süre aynı pozisyonda kalmaması oldukça önemlidir. Sağlıklı kilonun korunması,
sigaranın bırakılması ve kronik hastalıkların düzenli takip edilmesi de riski
azaltan önemli faktörler arasındadır.
6. Risk grubundakiler koruyucu önlemleri ihmal etmemeli
Pıhtı riski yüksek olan kişilerde hekim önerisi
doğrultusunda koruyucu kan sulandırıcı tedaviler veya basınçlı varis çorapları
kullanılabilir. Ancak bu uygulamalar mutlaka doktor kontrolünde planlanmalıdır.
Özellikle daha önce pıhtı geçirmiş hastaların yaz döneminde kontrollerini
aksatmaması büyük önem taşır.
7. Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna
başvurun
Tek taraflı bacakta şişlik, ağrı, sıcaklık artışı ve
kızarıklık derin ven trombozunun önemli belirtileri olabilir. Pıhtının akciğere
ulaşması durumunda ise ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı ve
kanlı öksürük görülebilir. Bu belirtiler acil müdahale gerektirir ve vakit
kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
8. Basit önlemlerle hayati risklerin önüne geçilebilir
Pıhtı, erken tanındığında ve doğru tedavi edildiğinde büyük
ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Özellikle yaz aylarında
yeterli su tüketmek, düzenli hareket etmek, uzun süre hareketsiz kalmamak ve
risk belirtilerini ciddiye almak; akciğer embolisi, inme ve kalp krizi gibi
hayati sonuçların önlenmesinde kritik rol oynar.