Sakarya GİAD Yönetim Kurulu Başkanı Samet Karabaş imzasıyla
yayımlanan açıklamada, endüstri bölgesinin genç girişimcilere yeni fırsatlar
sunacağı ve şehrin ekonomik gelişimine katkı sağlayacağı ifade edildi.
Açıklamada, kararın ekonomik potansiyelinin yanı sıra
çevresel etkilerine ilişkin kamuoyunda dile getirilen kaygıların da önemsendiği
belirtildi. Çevresel etkilerin bilimsel veriler ışığında ele alınması ve
sürecin şeffaf şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
“Çevresel sorumluluk tüm aşamalara yön vermeli”
Sakarya GİAD, yatırım kararlarının yalnızca ekonomik
getiriler üzerinden değil, gelecek nesillere bırakılacak çevresel mirasla
birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Açıklamada, ÇED sürecinin şeffaf ve katılımcı şekilde
yürütülmesi, ilgili meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin
alınması, çevresel etkiler ile alınacak önlemlerin kamuoyuyla açıkça
paylaşılması çağrısında bulunuldu.
Bölgede faaliyet göstermesi planlanan sektörlerin
açıklanması gerektiği belirtilirken, sektör seçiminde ekonomik katkının yanı
sıra su tüketimi ve atık oluşumu gibi çevresel unsurların da dikkate alınması
istendi.
Sakarya GİAD ayrıca tarım arazileri ile yeraltı ve yerüstü
su kaynaklarının korunmasına yönelik somut ve denetlenebilir taahhütlerin
ortaya konulması gerektiğini belirtti.
“Yatırımlar ölçülebilir hedeflere bağlanmalı”
Açıklamada, yatırımcı taahhütlerinin açık takvimlere ve
ölçülebilir hedeflere bağlanması gerektiği ifade edilirken, geçmişte ilan
edilmesine rağmen uzun yıllar atıl kalan sanayi alanlarının yeniden aynı duruma
düşmemesi için yatırımların gerçekleşme durumunun düzenli olarak denetlenmesi
gerektiği kaydedildi.
Sakarya GİAD, il düzeyindeki iş dünyası ve meslek
kuruluşlarının, ziraat odalarının ve mahalle/köy muhtarlarının görüşlerinin
sürecin her aşamasında alınmasının önemli olduğunu vurguladı.
Dernek, doğru sektör seçimi, yeterli altyapı, temiz üretim
teknolojileri ve etkin denetimle ekonomik kazanımların kalıcı hale
gelebileceğine dikkat çekti.
Açıklamanın sonunda ise kalkınma anlayışının üretim ve
istihdamın artırılmasının yanında tarımın sürdürülebilirliği, su kaynaklarının
korunması ve insanların sağlıklı bir çevrede yaşaması hedeflerini de kapsaması
gerektiği belirtilerek, “güçlü bir ekonomiyle birlikte yaşanabilir bir şehir”
vurgusu yapıldı.