Kariyerde atılan yeni bir adım, tamamlanan önemli bir proje
ya da alınan bir övgü genellikle sevinç ve gurur verirken bazı kişilerde
yeterliliğe dair kuşkuları da beraberinde getirebiliyor. Kişi, somut başarılarına
rağmen kendisini başarılı görmekte zorlanarak “Bunu gerçekten hak ettim mi?”
diye düşünebiliyor. Bu düşünce biçiminin psikolojide Sahtekârlık Sendromu
olarak adlandırıldığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman
Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, “Imposter Syndrome yani Sahtekârlık Sendromu,
kişinin elde ettiği başarıları içselleştirememesi ve bunları kendi yetenekleri
yerine şans, tesadüf veya dış etkenlerle açıklamasıdır. Bu his çoğu zaman
kişinin gerçekten yetersiz olduğunu değil, kendisine karşı aşırı eleştirel
yaklaştığını gösterir” dedi.
Başarılı bireylerin kendilerini yetersiz hissetmelerinin
altında mükemmeliyetçilik, düşük öz değer algısı, başarısızlık korkusu ve
yüksek performans baskısı gibi psikolojik etkenlerin bulunabileceğine dikkat
çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Jülide
Unutmaz, “Çocukluk deneyimleri ve aile tutumları da sahtekârlık sendromunun
gelişiminde etkili olabilir. Sürekli eleştirilen, başarı odaklı yetiştirilen
veya yalnızca belirli koşulları karşıladığında kabul gören çocuklarda bu eğilim
daha sık görülebilir. Kişi günlük yaşamında ‘Aslında yeterince iyi değilim’ ya
da ‘Bir gün herkes gerçeği anlayacak’ gibi düşüncelere kapılabilir,
başarılarını küçümseyebilir, aşırı çalışma veya erteleme davranışları
gösterebilir, kaygı ve tükenmişlik hissi yaşayabilir” şeklinde konuştu.
Sosyal medya ve kıyas kültürü sahtekârlık hissini
güçlendirebilir
Sosyal karşılaştırmanın kişinin öz yeterlilik algısını
olumsuz etkileyebileceğini belirten Unutmaz, “Sosyal medyada çoğunlukla
başarıların, kusursuz görünen yaşamların ve kariyerdeki önemli dönüm
noktalarının paylaşılması, kişilerin kendi hayatlarını başkalarının yalnızca
görünür yönleriyle kıyaslamasına yol açabiliyor. İnsanların başarıya ulaşırken
yaşadıkları zorlukların, başarısızlıkların ve tereddütlerin çoğu zaman görünür
olmaması ise kişinin çevresindeki herkesi kendisinden daha başarılı ve yetkin
görmesine neden olabiliyor. Bu kıyaslama, kişinin kendi başarılarını
küçümsemesine, eksiklerine daha fazla odaklanmasına ve bulunduğu konumu hak
etmediğini düşünmesine yol açarak sahtekârlık hissini güçlendirebilir”
açıklamasında bulundu.
Başarı günlüğü tutulabilir
Kişinin kendi başarısını kabul edebilmesi için düşünce ve
davranış kalıplarını fark etmesinin önemli olduğunu belirten Unutmaz, “Elde
edilen başarıların ve bu süreçte gösterilen çabanın düzenli olarak not edildiği
bir başarı günlüğü tutmak, kişinin gelişimini daha somut biçimde görmesine
yardımcı olabilir. ‘Bunu şans eseri başardım’ gibi olumsuz otomatik düşünceleri
sorgulamak, güçlü ve gelişime açık yönleri birlikte değerlendirerek gerçekçi
bir öz değerlendirme yapmak ve hataları yetersizliğin kanıtı değil, öğrenme
sürecinin bir parçası olarak görmek de fayda sağlayabilir. Bu düşünceler
kişinin günlük yaşamını, iş ilişkilerini veya ruhsal iyilik hâlini olumsuz
etkiliyorsa psikoterapi desteğine başvurulabilir” dedi.