Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde zaman zaman yaşanan park sorunları, vatandaşların tepkisine neden oluyor. Hastane çevresinde uygunsuz yerlere park edilen araçlar nedeniyle trafik aksıyor, giriş çıkışlar zorlaşıyor ve özellikle acil durumlarda ciddi sıkıntılar ortaya çıkabiliyor. Ancak bu tür durumlarda suçu hemen güvenlik görevlilerine yüklemek ne kadar doğru?

 

Öncelikle şunu kabul etmek gerekir: Kurallar herkes için var. “Buraya park edilmez” denilen bir noktaya aracını bırakmakta ısrar eden bir vatandaş varsa, burada sadece güvenlik görevlisini suçlamak adil olmaz. Güvenlik personeli uyarısını yapıyor, yönlendirmede bulunuyor, gerekli hassasiyeti göstermeye çalışıyor. Fakat bazı vatandaşlar bu uyarıları dikkate almıyor, hatta zaman zaman görevini yapmaya çalışan personele tepki gösteriyor.

 

Hastaneler, sıradan kamu binaları değildir. İçeride hasta insanlar, acil müdahale bekleyen vatandaşlar, yakınları için endişelenen aileler vardır. Böyle bir ortamda düzenin sağlanması herkesin sorumluluğudur. Sadece güvenlik görevlilerinden her şeyi çözmesini beklemek, vatandaş olarak kendi sorumluluğumuzu görmezden gelmek anlamına gelir.

 

Ne yazık ki toplum olarak bazen kural ihlalini kendimize hak görüyor, ardından ortaya çıkan sorunun sorumlusunu başka yerde arıyoruz. Aracımızı yanlış yere park ediyor, uyarılınca rahatsız oluyor, sonra da “Güvenlik görevini yapmıyor” diyebiliyoruz. Oysa asıl mesele, kurallara uyma kültürünü ne kadar benimsediğimizdir.

 

Görevini içtenlikle yapan güvenlik personelini sürekli suçlamak, onların çalışma isteğini ve motivasyonunu da olumsuz etkiler. Her gün kalabalıkla, stresle, hastane yoğunluğuyla mücadele eden bu insanların da bir sabrı, emeği ve sorumluluğu var. Onlara destek olmak yerine üzerlerine yürümek, haksız ithamlarda bulunmak, çözüm üretmekten çok sorunları büyütür.

 

Bu nedenle bir suçlu aramadan önce aynaya bakmalıyız. Kurallar belliyse, önce biz o kurallara uymalıyız. Hastane gibi hassas alanlarda duyarlı davranmak, sadece güvenlik görevlilerinin değil, hepimizin görevidir. Düzen istiyorsak, önce kendi davranışlarımızı düzene koymalıyız.