Sevim, komşusunun yurtdışından getirdiği makineye hayranlıkla bakıyordu. Bu makine, eğer anlatılanlar doğruysa bir illüzyon sayesinde kişiyi geleceğe, yıllar sonraya götürüp o anları yaşatabiliyordu. Komşusu Hayri amca ise kızgındı.

-Kimse dokunmasın. Önce bir öğrenelim nasıl çalışıyormuş.

Hayri amca sürekli bağırıyordu fakat Sevim onu hiç duymuyordu. Öyle merak etmişti ki…Ani bir refleksle makinenin yan düğmelerine dokunuverdi. Sonrası yoğun bir ışık…Göz alıcı…Sevim zar zor gözlerini açtığında ise küçük bir şok yaşadı. Bambaşka bir yerdeydi. Gelecekte…

Korktu. Yandaki bankta oturan delikanlının yanına gitti. Kasvetli bir sis tabakası her yeri kaplamıştı. O kadar çok, göğe yükselen devasa beton binalar vardı ki. Hiç ağaç kalmamıştı. Mırıldandı.

-Merhaba, acaba burası neresi?

Delikanlı atıldı.

-Kaybolduysan yapay zekadan hemen adresini tespit edelim.

-O da nedir?

Dedi Sevim şaşkın. Ama genç adam daha şaşkındı.

-Bilmiyor olamazsın. Sana istediğin her şeyin cevabını verebiliyor. En iyi arkadaşım o benim. Bak, bu.

-Makine mi en iyi arkadaşın?

-Herkesin öyle, her konuda destek oluyor.

-Ama onunla gerçek bir bağ kuramazsın ki? Yalnız mısın?

-Elbette. Evlenip kimsenin kaprisini çekemem. Bu cihaz bana hem eş hem dost. Adım Ahmet bu arada.

Diye güldü Ahmet. Sevim şaşkındı.

-Birine emek vermek güzeldir. Bir düşünsene çocuğa da emek verdikçe bağ kuvvetleniyor. O bağ duygusu ise hayatımızdaki anlamdır.

O esnada yoldan geçen kişileri fark etti Sevim. Herkes uyum içindeydi. Aynı gibi giyinmişti. Dar pantolonlar, aynı tip ayakkabılar.

-Neden kadınlar erkek giysisi giymiş?

Dedi saf saf. Ahmet kahkaha attı.

-Unisex o . Zaten amacı tek tip olmak. Rahat .

Sevim mırıldandı.

-Robot gibi. Peki ağaçlar nerede? Doğa olmazsa, insan anlamını kaybeder. Bir çiçeğe, yaprağa bakıp tefekkür etmek ruhumuza en iyi gelen şey.

-Sıkıldıysan yanda alışveriş merkezi var. Anlamını oradan bir şeyler alıp yeniden bulabilirsin.  Şu an kimsenin bir çiçeği izleyecek vakti yok tatlım. Çok paralar kazanıyor herkes.

Ahmet gülüyordu. Ve ekledi.

-             Bak bu doğal taşları aldım. Stres, kaygı hepsine iyiymiş. Sana da lazım sanki.

Sevim başını salladı.

-Çok garip. Para kazanmak için, ruhun anlamı olan şeylerden vazgeçmişsiniz. Sonra da o parayı yine anlamı bulabilmek için kullanıyorsunuz.   Peki, hiç aşık da mı olmadın?

- Konuştuğum kızlar oluyor da, dijital dünyada her zaman daha güzelini bulmak mümkün.  Bir kişiye niye takılıp kalayım? Bak, yapay zekaya kitap da yazdırıyorum. Birkaç güne bir anlam olacak işte hayatımda.

Kahkaha attı. Sevim kocaman kitaplığı olan babasını ve bir eser için yıllardır uğraşıyor olmasını düşündü hüzünle.

Tam o esnada ilerideki arabada çalan müziği duydu Sevim. “Nev “in sesi, geleceğin o gri beton duvarlarına çarparak kalbine ulaştı.

“Alışamadım bir türlü sığlara. Benim yolum derinlere, derinler mavidir. “

 Gülümsedi.

-Hala benim gibi düşünenler varmış demek, bu zamanda bile…

Sonra da gözleri dolarak ekledi.

 

-             Yapay zekaya sorar mısın, yeniden geçmişe nasıl dönebilirim?

Ahmet hemen soruyu yazdı ve gelen cevap ikisini de gülümsetti.

-Geçmişe dönmek mümkün değil ancak kendi değerlerini ve fıtratını koruyarak, içinde bulunduğun zamanın güzelliklerinden faydalanmak senin elinde 😊