Türkiye'de evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde yeni
bir dönem başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle
evde sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamı genişletilirken, aile hekimleri ve
aile sağlığı çalışanlarının görev alanı da önemli ölçüde artırıldı. Düzenleme,
hastaların hizmete erişimini kolaylaştırmayı hedeflerken, sağlık çevrelerinde
uygulamanın mevcut iş yükü ve personel kapasitesi üzerindeki etkileri de
tartışılmaya başlandı.
Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Palyatif Bakım
Hizmetleri ile Evde Sağlık Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik, evde sağlık hizmetlerinin kapsamını genişletirken, Sağlık
Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) uygulamanın aile hekimliği sistemi üzerindeki
etkilerine ilişkin uyarıda bulundu.
Yönetmeliğin evde sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi
açısından olumlu yönleri bulunduğunu söyleyen SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem
Akarken, gerekli personel, altyapı ve organizasyon desteği sağlanmadan aile
hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarına yeni görevler verilmesinin sahada
ciddi sorunlara yol açabileceğini söyledi.
Yeni yönetmelikle birlikte aile hekimlerine; evde sağlık
başvurularının ön değerlendirilmesi, palyatif bakım ihtiyacının bildirilmesi,
taburculuk sonrası hasta takibi, reçete sürekliliğinin sağlanması, uzaktan
değerlendirme ve elektronik kayıt süreçleri gibi yeni sorumluluklar
getirildiğini hatırlatan Akarken, mevcut iş yükünün de göz önünde bulundurulması
gerektiğini ifade etti.
Mevcut İş Yükü Göz Ardı Edilmemeli
Aile hekimliği çalışanlarının hâlihazırda nüfus yoğunluğu,
kronik hastalık takipleri, gebe-bebek-çocuk izlemleri, koruyucu sağlık
hizmetleri, rapor ve reçete işlemleri ile yoğun bürokratik süreçleri
yürüttüğünü belirten Özlem Akarken, yeni görevlerin hangi personelle ve hangi
çalışma planıyla yerine getirileceğinin netleştirilmesi gerektiğini dile
getirerek, "Evde sağlık hizmetlerinin geliştirilmesini destekliyoruz.
Ancak bu hizmetlerin sürdürülebilir olması için gerekli insan kaynağı, ekipman,
ulaşım ve koordinasyon desteğinin de aynı anda planlanması gerekiyor. Aksi
halde aile hekimliği birimlerinin mevcut yükü daha da artacaktır." dedi.
Koruyucu Sağlık Hizmetleri Etkilenebilir
Artan iş yükünün birinci basamak sağlık hizmetlerinin
temelini oluşturan koruyucu sağlık uygulamalarını da olumsuz etkileyebileceğine
dikkat çeken Akarken, aşılama, kronik hastalık izlemleri ile anne-çocuk sağlığı
hizmetlerinde aksama yaşanmaması için uygulamanın sahadaki ihtiyaçlar dikkate
alınarak yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Planlama Olmadan Yeni Sorumluluk Verilmemeli
Evde sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin önemli olduğunu
vurgulayan Alarken, "Hastaların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını
elbette destekliyoruz. Ancak aile hekimliği her sorunun çözüm merkezi değildir.
Yetki ve sorumluluk artırılırken personel, zaman, altyapı ve kaynak planlaması
da aynı ölçüde yapılmalıdır. Sağlık çalışanlarının görüşleri dikkate alınmadan
hayata geçirilecek uygulamalar, sahada yeni sorunları beraberinde
getirebilir." açıklamasını yaptı.