Sakarya başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde büyük yıkıma ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti.

Depremde hayatını kaybeden vatandaşlar, Serdivan Belediyesi tarafından düzenlenen programla Serdivan Deprem Şehitliği’nde dualarla anıldı.

Anma programına Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik, belediye yöneticileri, vatandaşlar ve depremde yakınlarını kaybeden aileler katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve duaların ardından depremde yaşamını yitirenler rahmetle yad edildi.

Program sırasında duygu dolu anlar da yaşandı. 17 Ağustos Depremi’nde 33 yaşındaki kızını kaybeden Güllü Kaya, kızının mezarı başında gözyaşlarına boğuldu.

Aradan geçen 27 yıla rağmen acısının dinmediğini gözyaşlarıyla ortaya koyan Kaya, kızının mezarı başında uzun süre dua etti.

Serdivan Deprem Şehitliği’nde düzenlenen anma programında, 17 Ağustos 1999’da hayatını kaybedenlerin anıları bir kez daha yad edilirken, deprem gerçeğine karşı tedbirli olmanın ve yaşanan acıları unutmamanın önemine dikkat çekildi.

 

Programda bir konuşma yapan Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik: “Deprem öldürmüyor, ihmal öldürüyor”

“17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde hayatını kaybeden büyüklerimizi, kardeşlerimizi anmak için bir araya geldik. Allah rahmet eylesin, mekanlarını cennet eylesin.

Bina stokumuz var ancak burada en önemli konulardan biri can ve mal güvenliğinin sağlanmasıdır. Can güvenliğinin sağlanması konusunda hepimize büyük sorumluluk düşüyor.

6 Şubat depremlerinde bunu bir kez daha yaşadık. 11 ilimizde büyük bir yıkım meydana geldi. 1999 yılında da aynı acıyı burada yaşadık. Bu nedenle değerli vatandaşlarımız, hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor.

Gelin, Serdivan'da bulunan ve 1999 depremini yaşamış 565 adet 4 ve 5 katlı binanın dönüşümünü hep birlikte gerçekleştirelim. Daha güvenli, daha sağlam ve daha yaşanabilir binalar oluşturalım. Biz belediye olarak bununla ilgili hazırlıklarımızı yaptık.

Bu kadar insanımızı kaybetmeye gerek yok. Çünkü deprem insanları öldürmüyor; ihmal öldürüyor. İhmalin sonucunda hem yerel yönetimlerin hem de vatandaşlarımızın üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmemesi, maalesef bu tür acıların yaşanmasına neden oluyor.

Onun için hep birlikte hareket ederek, daha güvenli bir Serdivan ve daha güvenli yapılar oluşturmak zorundayız.”

 

Depremde kızını kaybeden Güllü Kaya gözyaşlarına boğuldu

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde 33 yaşındaki kızını kaybeden Güllü Kaya, kızının mezarı başında gözyaşlarına boğuldu.

Depremde çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini belirten Kaya, “Binalar çok yüksekti. 33 yaşındaki kızımı depremde kaybettim. Çok üzgünüm.” diyerek yaşadığı acıyı dile getirdi.

Aradan 27 yıl geçmesine rağmen kızının acısını ilk günkü gibi yaşayan Güllü Kaya, mezarı başında uzun süre gözyaşı döktü.

Depremde kardeşini kaybeden Yasin Öz: O gece çok şey yaşandı

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde kardeşini kaybeden Yasin Öz, deprem gecesi yaşadıklarını anlattı.

Kardeşini kendi imkanlarıyla enkazdan çıkardıklarını belirten Öz, “Biz kendi çabalarımızla kardeşimizi enkazdan çıkardık. O gece çok şey yaşandı. Herkes büyük bir koşturmaca içerisindeydi. Çok farklı olaylarla karşılaştık.” dedi.

Depremden alınan derslerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurgulayan Öz, yaşanan acıların unutulmaması ve gerekli önlemlerin çocuklara da anlatılması gerektiğini ifade etti.

Depremde oğlunu kaybeden Semra Doğru: “Ana yüreği, anlatılması çok zor”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde oğlunu kaybeden Semra Doğru, aradan geçen 27 yıla rağmen acısının ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi.

Deprem şehitliğinde oğlunun mezarını ziyaret eden Doğru, duygularını anlatmakta zorlanırken gözyaşlarına hakim olamadı.

Doğru, “Duygu ve düşüncelerim çok üzgün. Allah kimseye yaşatmasın. Çok üzgünüz. Böyle bir şeyi anlatmak çok zor. Nasıl anlatayım ki? Gerçekten anlatılması çok zor. Ana yüreği... Allah kimseye vermesin.” dedi.

Yaşanan acıların bir daha tekrarlanmaması temennisinde bulunan Doğru, “Bir daha böyle bir şey yaşamayalım. Toplum olarak, halk olarak, millet olarak böyle acılar görmeyelim.” ifadelerini kullandı.

Oğlunun mezarını yalnız bırakmadığını belirten Doğru, “Her ay geliyorum. İstanbul’dan buraya her ay geliyorum.” diyerek evladına duyduğu özlemi dile getirdi.