Çocukluk çağının en yaygın enfeksiyon hastalıkları arasında
yer alan idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi edilmediğinde kalıcı
sağlık sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle önem taşıyor. Görülme sıklığının
yaşa, cinsiyete ve erkek çocuklarda sünnet durumuna göre değişiklik
gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi,
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu
hastalık, ateş şikâyetiyle sağlık kuruluşuna başvuran 2 yaş altındaki
çocuklarda yüzde 1 ila 16 oranında tespit ediliyor. Daha büyük çocuklarda ise
bu oran yaklaşık yüzde 8’e ulaşıyor. Kız çocuklarının erkek çocuklarına göre 2
ila 4 kat daha fazla risk altında olması, erken tanı ve tedavinin önemini bir
kez daha ortaya koyuyor” dedi.
Çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, erken
dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına zemin
hazırlayabiliyor. Özellikle böbreklere ulaşan enfeksiyonların kalıcı hasara
neden olabileceğini ve ilerleyen yıllarda hipertansiyon ile böbrek yetersizliği
riskini artırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk
Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan
Bıyıklı, “İdrar yolu enfeksiyonları bebeklerde ve küçük çocuklarda her zaman
belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Ateş, idrar yaparken yanma, sık
idrara çıkma ve idrarın renginde değişiklik gibi şikâyetlerin yanı sıra kusma,
iştahsızlık ve karın ağrısı da enfeksiyonun habercisi olabilir. Bu nedenle
nedeni açıklanamayan yakınmalarda idrar tahlili ve kültürüyle değerlendirme yapılması
büyük önem taşıyor” dedi.
Her 10 çocuğun 3’ünde idrar reflüsü görülüyor
İdrar yolu enfeksiyonlarının, mikroorganizmaların idrar
yollarına ulaşarak çoğalması sonucu geliştiğini açıklayan Bıyıklı, “Mikroplar
genellikle idrar çıkış bölgesinden vücuda girerek mesaneye ve böbreklere kadar
ilerleyebiliyor. Genital bölge hijyenine dikkat edilmemesi, yenidoğanlarda
bezin uzun süre değiştirilmemesi, pişik, ishal ve parazitler hastalığın ortaya
çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Kız çocuklarında idrar kanalının kısa olması
riski artırırken, erkek çocuklarda sünnet derisi veya penis ucundaki darlıklar
idrar akışını zorlaştırabiliyor. Üriner sistemdeki anatomik ya da nörolojik
bozukluklar, taş oluşumu ve vezikoüreteral reflü de önemli risk faktörleri
arasında yer alıyor. Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçması olarak
tanımlanan vezikoüreteral reflü, idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların
yaklaşık yüzde 30’unda görülüyor” dedi.
Kız çocuklarında tekrarlama riski yüzde 60’a ulaşabiliyor
İdrar yolu enfeksiyonlarının çocuklarda tekrarlama
eğiliminde olduğunu paylaşan Bıyıklı, “İlk enfeksiyonun ardından erkek
çocuklarda yüzde 20 ila 30, kız çocuklarında ise yüzde 40 ila 60 oranında
tekrar görülebiliyor. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların
altta yatan nedenler açısından mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çocukların
yaklaşık yarısında idrar yollarına ilişkin yapısal sorunlar bulunabiliyor.
Kaçak, darlık veya taş gibi problemler enfeksiyonların tekrarlamasına yol
açarken, mesane ve bağırsak fonksiyon bozuklukları da tedavi başarısını olumsuz
etkileyebiliyor. Enfeksiyonun böbreklerde hasar bırakması durumunda ise böbrek
gelişiminde sorunlar, yüksek tansiyon ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık
problemleri ortaya çıkabiliyor. Ayrıca kız çocuklarında çocukluk çağında
geçirilen enfeksiyonlar ilerleyen yıllarda, özellikle adet dönemleri ve
gebelikte yeniden görülebiliyor hatta gebelik zehirlenmesi riskini de
artırabiliyor” dedi.
İdrar tahlili tek başına yeterli olmayabilir
İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda yalnızca idrar
tahlili ve kültürüyle yetinilmemesi gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, “Özellikle
altta yatan anatomik sorunların ve olası böbrek hasarının araştırılması kritik.
Bu amaçla böbrek ve mesane ultrasonografisi temel değerlendirmeler arasında yer
alırken, bazı çocuklarda böbrek sintigrafisi yapılabiliyor. Hatta böbrek hasarı
riski, aile öyküsü ve klinik bulgulara göre işeme sistografisi gibi ileri
görüntüleme yöntemlerine de başvurulabiliyor. Gerektiğinde MR ürografi,
bilgisayarlı tomografi, MAG3 ve ürodinami gibi ileri tetkikler de
kullanılabiliyor. Tedavide ise uygun antibiyotiğin doğru doz ve sürede
kullanılması çok kıymetli. Bazı çocuklarda ağızdan tedavi yeterli olurken,
gerekli durumlarda enjeksiyon tedavisi ihtiyacı da doğabilir” dedi.
Genital bölgede ıslak mendil kullanımından kaçınılmalı
İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmada günlük
alışkanlıkların önemli rol oynadığını belirten Bıyıklı, “Çocukların yeterli
miktarda su tüketmesi ve kabızlık sorununun kontrol altına alınması enfeksiyon
riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Bez kullanan çocuklarda bezlerin sık
değiştirilmesi ve mümkün olduğunca uzun süre bez kullanımından kaçınılması
gerekiyor. Kız çocuklarında genital bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi,
erkek çocuklarda ise penis çevresinin dikkatli şekilde yıkanması önemli. Ayrıca
bu bölgelerin temizliğinde yalnızca su kullanılmasının yeterli olduğu
bilinmeli. Özel bakım ürünleri ve ıslak mendiller genital bölgenin doğal
yapısını bozabilir. Ek olarak uzun süre köpüklü banyolardan kaçınılması,
pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesi, iç çamaşırların günlük değiştirilmesi ve
idrarın uzun süre tutulmaması da dikkat edilmesi gereken noktalar arasında”
uyarısında bulundu.