Takvimler 17 Ağustos 1999’u gösterdiğinde, Türkiye belki de hafızasından hiçbir zaman silemeyeceği bir geceye uyandı. Saatler 03.02’yi gösterirken Marmara Bölgesi’ni sarsan büyük deprem, yalnızca binaları değil, binlerce insanın hayatını ve geleceğe dair umutlarını da yerle bir etti. Aradan tam 27 yıl geçti. Fakat o geceyi yaşayanların hafızasında zaman hâlâ aynı noktada duruyor.

 

Bir gecede değişen hayatlar

 

Gölcük merkezli deprem; Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul ve çevre illerde büyük bir yıkıma yol açtı. Binlerce insan yaşamını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı, sayısız aile evsiz kaldı. Enkaz başında yakınlarından gelecek bir sesi bekleyenlerin çaresizliği ise yıllar geçse de unutulmadı.

 

O gece Türkiye, depremin yalnızca doğanın bir gerçeği olmadığını da acı biçimde gördü. Denetimsiz yapılaşma, kurallara uymayan binalar, kalitesiz malzeme ve ihmaller; doğal bir afeti büyük bir felakete dönüştürebiliyor.

 

Deprem değil, ihmal öldürüyor

 

27 yıldır aynı cümleyi tekrar ediyoruz: Türkiye bir deprem ülkesi. Ancak bu gerçeği bilmek tek başına yeterli değil. Asıl mesele, bildiklerimizi ne kadar hayata geçirdiğimiz.

 

Depreme dayanıklı yapılar inşa etmek, mevcut binaları doğru yöntemlerle güçlendirmek, zemin etütlerini ciddiye almak ve yapı denetimini hiçbir tavize izin vermeden uygulamak zorundayız. Çünkü depremi engelleyemeyiz; fakat depremin yol açacağı can kayıplarını azaltabiliriz.

 

Bireysel hazırlık da en az şehirlerin hazırlanması kadar önemli. Acil durum çantası hazırlamak, aile içinde bir buluşma noktası belirlemek, güvenli alanları öğrenmek ve deprem anında nasıl davranılacağını bilmek küçük gibi görünen ama hayat kurtarabilecek adımlar.

 

Hatırlamak sadece anmak değildir

 

Her 17 Ağustos’ta kaybettiklerimizi anıyoruz. Fotoğraflar yeniden ortaya çıkıyor, o gecenin görüntüleri ekranlara geliyor, “Bir daha yaşanmasın” diyoruz. Fakat gerçek anlamda hatırlamak, yalnızca yıldönümlerinde üzülmek değildir.

 

Hatırlamak; aynı hataları tekrarlamamaktır.

 

Hatırlamak; bir binanın sağlamlığını maliyet hesabından daha önemli görmektir.

 

Hatırlamak; bilimin söylediklerini dikkate almak, afet hazırlığını günlük siyasetin ve geçici gündemlerin dışında tutmaktır.

 

Unutmadık, unutmayacağız

 

17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. Bir nesil büyüdü, şehirler değişti, yeni binalar yükseldi. Ancak o enkazların altında kalan insanların bize bıraktığı çok önemli bir sorumluluk var: Aynı acıların yeniden yaşanmaması için gerekeni yapmak.

 

Kaybettiklerimizi geri getiremeyiz. Fakat onların hatırasına gösterebileceğimiz en büyük saygı, daha güvenli şehirler kurmak ve deprem gerçeğini hiçbir zaman gündemden düşürmemektir.

 

17 Ağustos 1999’da hayatını kaybedenleri saygı ve rahmetle anıyoruz.

 

Unutmadık. Unutmayacağız.