Merve dört senelik sevgilisinin aniden terk etmesi sonucu derin bir yıkım yaşamıştı. Tüm hayalleri tepe taklak olmuştu sanki. Sürekli ağlıyor, zaman zaman nefes almakta bile zorlanıyordu. Gençliği, enerjisi elinden alınmış gibiydi. Evlilik planları bir anda yok olmuştu. Artık hiçbir şey yapmak istemiyor, yemek bile yemiyordu. Kendini iyice ihmal etmeye başlamıştı ve bu durum sağlığına, bedenine zarar veriyordu. Giderek zayıflıyordu. Birkaç ay sonra anoreksiya teşhisi konulduğundaysa, kendini eskisinden de çaresiz ve umutsuz hissetti.

Zeynep dört senedir evli olduğu, çok sevdiği eşinin bir kaza sonucu vefat ettiğini öğrendiğinde adeta dünyası başına yıkılmıştı. Gözleri karardı, ruhu darmadağın oldu O kadar büyük bir üzüntü içindeydi ki, tüm hayalleri yok olmuştu sanki. Sürekli ağlıyor, zaman zaman nefes alamadığını hissediyordu. Ve tam bu karanlığın ortasındayken, babasının yıllar önce söylediği bir sözü hatırladı.

“Her acı, içinde mucizesini de saklar. Sadece görebilmeyi dene. “

Gözyaşlarıyla dua etmeye başladı.

“Allah’ım bu olayın mucizesini bana göster. Ne olur acımı hafiflet “

Bir gün yıllardır çalmadığı gitarını aldı eline Zeynep. İçindeki duygu yoğunluğu o kadar fazlaydı ki, onu bedeninden uzaklaştırıp başka bir şeye yönlendirebilmeyi denemek istedi. Ve lise yıllarında yapmayı en sevdiği şeye yöneldi. Gitara…

Ara sıra ağlayarak şarkılar söylüyor, gözyaşları gitarının tellerine dökülüyordu.

Birkaç ay sonra Zeynep ‘in yeni bestesi birçok yerde konuşulmaya başlandı. Çocukluk hayali, hayatının en zor döneminde gerçeğe dönüşmüştü. O’na ait bir beste vardı ve dinleyenlerden çok olumlu dönüşler geliyordu.

Zeynep gözünde yaşlarla mırıldandı.

--Mucize için teşekkür ederim Allah’ım…

İki karakter. Benzer hikayeler. Farklı sonuçlar. 

Mehmet Erdem bir şarkısında diyor ya,

“Sorarım aşk durulur mu, acıyı sevmek olur mu?” diye.

Elbette acıyı sevmek mümkün değil. Ancak acıyı doğru yere yönlendirilebilmek galiba biraz bizim elimizde. Bugün hayranlıkla dinlediğimiz türküler, defalarca okuduğumuz ölümsüz kitaplar hep bu yoğun acıların küllerinden doğmadı mı? Belki de o mucize; duyguyu bedenden uzaklaştırıp, sevdiğimiz bir işe yönlendirmeyi başarabildiğimizde görünür hale geliyordur.

Hem o zaman aşk da durulmaz değil mi Mehmet Erdem 😊

Peki gerçekten böyle olabilir mi? Her acı içinde keşfedilmeyi bekleyen küçük bir mucizeyi saklıyor olabilir mi?

Ya da inanmaktan başka bir çaremiz var mı ki?